Osman Cavcı: “Son Yeşilçamlıyım”

Osman Cavcı: “Son Yeşilçamlıyım”

Nis 03
Osman Cavcı: “Son Yeşilçamlıyım”

Osman Cavcı, Yeşilçam’ın son dönemlerine yetişebilen ender sanatçılardan… Zaten kendisi de böyle ifade ediyor, Son Yeşilçamlıyım diyor. Hababam Sınıfı Güle Güle (1981), Muhsin Bey (1987), Hanımın Çiftliği (1990, dizi), Zampara Seyfettin (1995) Cavcı’nın yer aldığı başlıca yapımlar ve çoğu da sinemamızda kült filmler arasında yerini almış işler. Osman Cavcı ile gerçekleştirdiğimiz bu kısa söyleşide filmlerine kısa kısa değinmeye çalıştık.

Herkes farklı bir filminle tanıyor seni. Çoğunlukla da Muhsin Bey ve Zampara Seyfettin’den… Peki kimdir Osman Cavcı?

Aslında bu ve buna benzer sorularla çok röportaj yaptım… Osman Cavcı işte… Osman Cavcı‘nın kendisi bir iştir. “Oyuncu-yazar-senarist-yapımcı” olarak tanımlanmak istemem.

Seni tiyatroya, sinemaya ve televizyona taşıyan yolculuk ilk olarak nerede ve nasıl başladı? İlla ki bir eşik vardır atladığın…

Bana çocukken çok gülüyorlardı. Benden büyükler… Piç Turgay Abi falan… Bilmeden espri yapıyordum. Onlar da eğleniyorlardı. Karşılığında gazoz falan ısmarlıyorlardı… Sonra komik adam olmaya karar verdim. (Gülüyor)

Aktif olarak rol aldığın yapımlara bakıldığında, Yeşilçam’ın son dönemlerine denk geldiğini söylemek doğru olur mu? Ne vardı o kuşağın sinema algısında?

“Son Yeşilçamlıyım”. Öztürk Serengil kuşağına yetiştim, çalıştım… Cevat Kurtuluş, Nejat Uygur, Adile Naşit… Bu sanatçılara yetişmek, onlarla çalışmak şans…

Muhsin Bey’e değinecek olursak… Ne ifade ediyor senin için, neler söylemek istersin? Çalıştığın isimler ve filmin hikâyesi… Derdi neydi Muhsin Bey’in?

Muhsin Bey filminde de Osman Cavcı rolünü oynadım… Yani birinci sorunun cevabı burada. Osman Cavcı böyle bir şey… Bu film çok kaliteli ve yarattığı atmosfer asla yaratılamadı bir daha… Baş yapıttır, gurur duyarız oynamaktan.

Uzun zamandır sinemadan ve televizyondan uzaksın. Neler yapıyorsun, tiyatroya devam ediyor musun?

Tiyatro sayesinde biraz koptum… S.ktir et. Güzel bir projeyle dönerim belki. (Mesut Ceylan’la Ankara’da bir film yaptık. Ama manyak olduğu için çıkarmadı piyasaya. Emekler boşa gitti… Film çok iyi oldu… Defineci hayalperest bir adamın hikâyesi.)

Zampara Seyfettin kült filmlerin arasında gösteriliyor. Seyfettin neden sevildi sence? Oradaki mizahın temelinde ne vardı?

Zampara Seyfettin… Bugünkü akepe tabanı, öteki Türkiye. 95’lerde yükselen değer… Denize donla giren, göbeğini kaşıyanların hikâyesi.

Rakıya gelecek olursak, neler söylemek istersin? Anason kokusu etrafa dağılırken fonda kim çalar?

Rakı olayı Sadri Alışık filmlerinin meyhane sahnelerini hatırlatır… Hüzünlüdür, neşelidir.

Bu güzel sohbet için çok teşekkür ederim. Son olarak Yeşilçam filmlerini ilgiyle takip edenlere ve büyükkeyif müdavimlerine ne söylemek istersin?

Yaşasın Gezi!

Semih Öztürk

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>